BİR BÜYÜK UYDURMA: RECM (TAŞLAYARAK ÖLDÜRME)

Bu bölümde, mezhepçi İslam’ın en haddi aşan uydurmalarından birini göreceğiz. Bu uydurma ile Kuran’ın ayeti iptal edilmeye çalışılmış ve dine taşlayarak öldürme gibi bir ilave yapılmıştır. Fakat asıl dehşetli olan şudur ki; gelenekçiler, sırf recmi, yani zina edeni taşlayarak öldürmeyi haklı çıkartmak için, Kuran’ın eksik olduğunu, aslında “recm ayeti”nin var olup, bu ayetin keçi tarafından yenilip yok edildiğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir.

Bu bölümü okurken lütfen şunu bir kez daha hatırlayın: Kuran’a ilave olan recmi tüm mezhepler savunur. Yani midye ve karidesi yemenin haramlığını, erkeklerin altın ve ipek giymesinin kötülüğünü, başörtüsü ve peçe takmanın farziyetini, müzik dinlemenin ve resim yapmanın yasaklığını, namazlarda ve hacda Kuran’da olmayan detaylar olduğunu savunan Ehli Sünnet mezhepler; Hanefiler, Şafiler, Malikiler, Hanbeliler ile Şii mezhepler aynı zamanda recmi, hem de istisnasız hepsi, savunurlar. Eğer recmin yanlışlığı ve uydurma hadislerin dinin kaynağı olamayacağı iyice anlaşılırsa, o zaman tüm bu mezheplerin hatalı yolda oldukları da iyice ortaya çıkar. Eğer bu mezheplerin hatası iyice anlaşılırsa; o zaman, Kuran’da olmayan ipeğin ve altının yasaklığının, başörtüsünün, peçenin, haremlik-selamlık ve diğerlerinin de dinde olmadığı daha iyi anlaşılır. Çünkü Kuran’da olmayan bu ilave farzlar ve haramlar, hep uydurma hadislerle ve bunlarla görüşlerini temellendiren mezhepler yoluyla dinimize girmiştir. Recm konusu ise hem mezheplerin hatalı olduğunu, hem de hadis kitaplarının saçma olduğunu en güzel şekilde gösterir. Çünkü Buhari, Müslim, Ebu Davud, Hanbel, İbni Mace gibi bütün meşhur kitaplar recmi savunurlar. Üstelik bunu savunurken recmi haklı çıkartmak için Kuran’ın eksik olup, recmin aslında keçi Kuran ayetini yemeden önce Kuran’da olduğunu bile söyleyebilmişlerdir.

Her şeyden önce Kuran-ı Kerim’de zinanın cezası belirtilmiştir. Kuran’da belirtilen bir konuda Kuran’ın hükmü ile çelişen bir hüküm ortaya atmak; gelenekçi-mezhepçi İslam’ın, güvenilmez yaklaşımlarına bir örnek daha ortaya koymaktadır.

Zina eden kadın ve zina eden erkeğin ciltlerine yüz vuruş vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda bunlara acıma duygusu sizi yakalamasın. Müminlerden bir grup da bunların cezalarına tanık olsun.

24-Nur Suresi 2

 

Ayette zinanın cezası yüz celde olarak geçer. Arapça’da “celde” kelimesi, deriyi incitecek bir değnek manasındadır. Bu ceza için Arapça’da “asa, minsee” (sopa, değnek) kelimelerinin geçmemesi, ayette bir grubun bu cezaya şahitlik etmesinin istenmesi, suçlunun canını acıtmaktan çok toplum önünde teşhir edilerek cezalandırılmasının hedeflendiğini gösterir. Kuran’a göre zinanın ispatı için dört şahit gerekir. İslam’da özel mülkiyetin dokunulmazlığının olduğunu düşünürsek, aslında gizlice zina yapanları dört kişinin cinsel ilişki anında görmesi çok zordur. Fakat bu ceza; alenen zinayı, genelevler şeklinde yapılanmaları yok edecek bir uygulamadır. Allah, bu uygulama için bile “Allah’ın dini konusunda bunlara acıma duygusu sizi yakalamasın” demektedir. Peki, nasıl olur da, taşlayarak öldürme gibi çok şiddetli bir ceza, hem de bu konunun hükmü Kuran’da açıkça belirtilmişken, gerçek olabilir? Üstelik bu ayetten bir önceki 24- Nur suresi 1. ayette, bu surenin ayetlerinin farz ve apaçık olduğu söylenir. Bu; kelime sıkıntısı çekmeyen (31-Lokman Suresi 27), en iyi yasa koyucu olan (5-Maide suresi 50), unutkan olmayan (19-Meryem Suresi 64), Kuran’ı detaylı bir şekilde indiren (11-Hud Suresi 1) Allah’ın yasasıdır. Gelin şimdi de mezhepçi yaklaşımı benimseyenlerin, uydurdukları dindeki recm uygulamasını inceleyelim.

 

 

KEÇİ KURAN AYETİNİ YOK EDİYOR

 

Recmi topluma kabul ettirmeye çalışan recm savunucuları, yalanlarını halka kabul ettirmek için bir hikaye de uydurdular. Bu hikayeye göre recm ile ilgili Kuran ayetleri sayfalara yazılı şekilde Hz. Aişe’nin evindeydi. Peygamber’in vefatından sonra odaya giren aç bir keçi bu ayetleri yemiştir. Böylece keçi bu ayetleri neshetmiştir, yani hükmünü kaldırmıştır. (Nasih-mensuh konusunu bir önceki bölümde işledik. Bu konu, o bölüm için çok önemli bir delildir. Bu hikayeyi İbni Mace Nikah 36 veya Hanbel 5/131, 132, 183 ve 6/269’da bulabilirsiniz.) Peygamber’in vefatından sonra; hem tamamlanmış, hem ezbere bilinen Kuran’ın bir ayeti hem de keçinin yemesi suretiyle nasıl ortadan kalkar? Geleneksel İslam’a göre “büyük alim” olan İbni Kuteybe, konuya şu cümlesiyle giriş yaparak açıklık getirir: “Keçi mübarek bir hayvandır.” Devamında ise bu “alim”, keçinin faziletlerini açıklar ki konu iyice anlaşılsın. Sonra da şu ilginç cümlesiyle konuyu bağlar: “Ad ve Semud kavimlerini ortadan kaldıran Allah, bir ayetini keçiye yedirerek kaldıramaz mı?” Allah’ı inkar eden bu iki kavmi Kuran ayetlerine benzeten İbni Kuteybe; böylece geleneksel, hadisçi, mezhepçi İslamcıların tutarsız yaklaşımlarına iyi bir örnek oluşturmaktadır. Türkçe’ye “Hadis Müdafası” diye çevrilen, orijinal ismi “Tevilu Muhteliful Hadis” olan İbni Kuteybe’nin kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Okuyun ki Kuran’ın yeterliliğini, geleneksel İslamcıların yaklaşımlarını daha iyi anlayın. Hadis kitaplarının, bizim kanaatimize göre Hz. Ömer’e iftira olan bir hadisiyse şöyledir:

İleride bazı kişiler çıkacak ve recm cezasını Kuran’da bulmuyoruz diye recmi inkar edeceklerdir. İşte bu kişiler okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır. Eğer halkın “Ömer, Kuran’a ilave yapıyor” demesinden korkmasam, bu recm ayetini Kuran’a yazardım.

Buhari 93/21; Müslim Hudud 8/143;, Ebu Davud 41/1

 

Bizce bu hadis bile tek başına Buhari, Müslim ve Ebu Davud’un güvenilmeyecek kitaplar olduğunun anlaşılması için yeterlidir. Böylece en sahihleri, en doğruları böyle olan hadis kitapları bile bir kenara atılıyorsa; diğer hadis kitapları ve hadislere dayanan tefsir, ilmihal kitabı gibi kitapların da tereddütsüz bir kenara atılmaları gerektiği anlaşılır. Görüldüğü gibi bu recm hadisleri hem dine, hem Peygamber’e, hem Ömer’e iftiralardır. Bu hadislerin mantığına göre Hz. Ömer Allah’tan çok halktan korkuyordu. Demek Hz. Ömer halktan değil de Allah’tan korkmuş olsaydı; keçinin yiyerek yok ettiği recm ayeti, hadis kitapları yerine Kuran’da olacaktı! (Lütfen 11. bölümü bir daha okuyun ve Hz. Ömer’in Ebu Hureyre ve diğer uyduruculara karşı tavrını, Kuran’a sahip çıkışını bir daha gözden geçirip Hz. Ömer’e yapılan bu iftiranın yalanlığını kavrayın.)

 

 

ZİNA YAPAN MAYMUNLARIN TAŞLANMASI

 

Bu uydurmalarla yetinmeyenler, maymunların da zina eden bir maymunu yakalayarak taşladıklarını ve sahabelerden birisinin de maymunu recm etme olayına katılarak maymunu öldürdüğünü anlatırlar. Recmin ne kadar mantıklı olduğu, maymunların bile bunu uyguladığı, fakat bazı insanların bunun yerindeliğini anlayamadığı mesajını veren bu hadisi kimin naklettiğini tahmin edebilir misiniz? Evet, bu, bir hadisini bile inkar edenin kafir olacağı söylenen, en doğru hadis kitabının yazarı olan (diğerlerini siz düşünün) Buhari’nin 63/27’de geçen hadisidir.

Kurtubi’nin bir izahında ise Ahzab Suresi’nin sonunda recm ayetinin eksik olduğu; Hz. Osman’ın döneminde bunun yazılmadığı söylenir. Bu izahta da, Kuran’da mevcut olmayan, fakat bazılarınca sürdürülmek istenen recm geleneğine dayanak yaratma endişesinin, nasıl Kuran’a iftiralar atmaya kadar uzanmış olduğunu gözlemliyoruz.

 

 

MEZHEPÇİLER LÜTFEN BUNU DÜŞÜNSÜNLER

 

Görüldüğü gibi bir sürü çelişkili ve mantıksız izah, sırf recm geleneğinin yerleşmesi için uydurulmuş ve Kuran’ın açık hükmü olan 24- Nur suresi 2. ayetin de hükmü kaldırılmaya (neshedilmeye) çalışılmıştır. Bir rivayete göre Hz. Ömer döneminde Kuran’da recm yoktu, öbür rivayette ise Hz. Osman döneminde Kuran’a yazılmadı denir. Başka bir rivayette ayet keçi yüzünden ortadan kalkar. Diğer yandan maymunların recminden ve sahabelerin buna katıldığı komedisinden bahsedilir. Üstelik Kuran’daki açık hüküm yok sayılır. Neresine el atılırsa mantıksızlık ve çelişki olan bu konu, geleneksel mezhepçi yaklaşımın kurucularının sıkışınca nasıl Kuran-ı Kerim’e iftiralar attıklarını da göstermektedir. Oysa birçok mezhepçi; hem Kuran’ın, hem hadislerin doğruluğunu, hem de kelimesi kelimesine kabul ettiklerini söylemektedirler. Kuran’ın hepsinin günümüze ulaştığını, aksi izahlı hadis kitaplarını tamamen doğru kabul ederken, kabul etmek gibi bir çelişkiyi fark edememektedirler. Bu kabulü yapan mezhepçilerin çoğunun, ne yazık ki kendi gelenek ve inançlarından habersiz oluşları büyük bir sorundur. Kuran’a göre Kuran yeterlidir ve dinin tek kaynağıdır. En sahih hadis kitaplarına ve mezheplere göreyse Kuran eksiktir; “aç ve mübarek” bir keçi Kuran’ı yiyip eksiltmiştir! Lütfen, mezhepleri benimseyen ve bu konudan habersiz çoğunluğun içindeyseniz, bu konuyu iyice araştırın. Çünkü ilmihal kitapları bu konuyu örtbas etmekte; şeyhler, hocalar, din bilgini diye sunulanlar milletin kafası karışır diye bu konuya hiç girmemektedirler. Eğer bu konu araştırılırsa; çok güvenilen mezheplerin, hadis kitaplarının nasıl kendilerini haklı çıkartmak için Kuran’ı eksik saymaktan geri durmadıkları ve tüm bu, Kuran’ın zihniyetine aykırı izahları uydurduklarını göreceksiniz. Mezhepleri ve hadislerin dindeki otoritesini kabulle, hiç bilmeden, birçok kişi bu izahları da kabul etmiş olmaktadır. Çünkü bu izahlar mezheplerin ve “en doğru” hadis kitaplarının bir parçasıdır. Oysa Kuran, apaçık bir şekilde din adına tüm detayları vermektedir. Bizi, “Fırkalara bölünmeyin” diye mezhepçilikten alıkoymaktadır. Mezheplerse “Recm, nohut büyüklüğünde çakıl taşları ile olur. Kadın bir çukura gömülür, erkek ise ayakta taşlanır (Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı 7/97), tipi Kuran’a aykırı ve korkunç açıklamalarla vahşeti, yavaş yavaş öldürmeyi, Kuran’la çelişkiyi telkin etmektedirler.

 

 

KURAN’I BOHÇADAN ÇIKARALIM

 

Ne yazık ki yıllarca mezhepçilik övüldü. Mezheplere karşı çıkmak sapıklık olarak gösterildi. “Mezhepsiz” kelimesi dilimize bir hakaret unsuru olarak girdi. Kuran, evimizde, bohçalar içinde ve yüksek bir yerde asılı olarak bulundu. Kuran, ölülerin arkasından okundu ama Kuran’ın dirilerin hayatına yön vermesine izin verilmedi. Buna izni vermeyen mezhepçiler, dini ancak üç-beş kişinin anladığını, bizimse, onlardan ve onların kitaplarından dini öğrenmemiz gerektiğini söylediler. Allah’ın kitabından dini anlamak gibi büyük bir cürete kalkışırsak çarpılacağımız anlatıldı. Bu çabaya ne gerek vardı ki! Mezhep imamları dini anlatmıştı! Bu mantıkla ne mühendisler, ne profesörler bile uyutuldu. Çünkü bu anlatımda akıl yok, taklit vardı. Esas olan taklit olunca; profesörle, mühendisle, en cahil bir oldu. Çünkü akıl, ilim hiç kullanılmayacaktı ki. Onu, kullanması gerekli olan mezhep imamları, hadis imamları kullanmıştı! İnşallah, onların akıllarını ne kadar kullandıkları ve sadece Kuran’a sarılmanın önemi bu recm örneği ile anlaşılmıştır.

 

Allah pisliği aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.

10-Yunus Suresi 100

 

Andolsun size, içinde öğüt bulunan bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız?

21-Enbiya Suresi 10