SIKÇA SORULAN SORULAR — 03 March 2012

Allah insanları hür irade üzerine yaratmıştır. İnsan bu iradesini kullanarak iyi ve kötüyü tercih edebilmektedir. Allah insanları doğru yola iletmek ve hayırlı ile hayırsız olanı göstermek üzere tarih boyunca dinler göndermiş emir ve yasaklarını insanlara bu yol ile bildirmiştir. İnsanların bir kısmı tabiatında mevcut olan iyiyi ve kötüyü yapabilme yetisi ve seçimi ile kimi zaman bu mesaja uyarak doğru yola yönelmiş diğer bir kısmı da azgınlık ve bozgunluk yolunu tercih etmiştir. Kendilerine gönderilen peygamberlere hakaretler etmiş zulüm ve eziyetlerde bulunmuş ve hatta kimi zaman da öldürmüşler beraberlerinde getirdikleri mesajları ya yok etmişler ya da tahribata uğratmışlardır. Allah kullarının kötülük yapmalarını ya da dinlerini bozmalarını murad etmez ancak bunu yapmalarına da doğrudan engel olmaz. İnsanlar ahirette bu dünya hayatında yapmış oldukları işlerden sorumlu tutulacaklar ve sorguya çekileceklerdir. Şayet bir kimse kötülük yapmak isteyip de yapamasa o zaman kendisine verilen komutlar dışında bir şeye güç yetirebilme yetisi bulunmayan robotlardan farkı kalmazdı. Ancak açık bir şekilde insanın iradesi dâhilinde işler yaptığı görülmektedir. Daha önceki kitaplar genelde gönderildikleri topluluk ile sınırlı kalmışken son kitap ve son din olan Kuran tüm insanlığa gönderilmiş olan bir mesajdır ve kıyamete kadar da geçerli olacağından Allah bozulmasına müsaade etmemiştir. Önceki topluluklar dinleri bozdukları için türlü ceza ve belalara maruz kalmışlar ve sıkıntılar çekmişlerdir. Halada çekmektedirler. Kuran bozulmamış ancak sonraki dönemlerde insanlar din adına sayısız uydurmalar boğulmuşlar ve insanların din anlayışları bozulmuştur.  Kuran ayetlerinde ifade edilen bir takım görsel mucizeler Allah’ın peygamberlerine vermiş olduğu lütuflar ve peygamberlerin peygamberliklerinin en büyük delilidir. Toplumların inanç ve kabullerine göre değişiklik gösterebilen bu tip mucizelerin tam olarak kavranamayacağının ve bunların sadece Allah’ın dilediği yer ve zamanda gerçekleşebilecek olan olağanüstü olaylar olduklarının kabul edilmesi gerekmektedir. Bu tip mucize konusunda bazen akıl ve mantık devre dışı kalabilir. İlla akıl ve mantığa uygun mucize isteniyorsa Kuran’ın sahip olduğu ve çok önceden işaret ettiği bilimsel pek çok mucizesi incelenebilir. Peygamberlerin elinde gerçekleşen bu tip görsel mucizeler hz. İsa ile birlikte son bulmuştur. Hz. Muhammed’e verildiği söylenen bu şekilde bir mucize Kuran’da yer almaz onun getirdiği en büyük mucize Kuran’dır.  İnsanlar günlük yaşamlarında aslında pek çok olağanüstü olayın içinde yer almakta ancak bunların farkında bile olmamakta ya da anlayamadığı pek çok konuyu kabullenmektedir. Dünyamızın uzay boşluğunda aşırı bir sürat ile seyir halinde olması kendi etrafında ve güneşin etrafında dönmesi ancak bizin hiç bir şey hissetmiyor olmamız daha mı az olağanüstü bir olaydır sormak gerekir. Uzaydaki oluşumları bırakıp dünyamızdaki en çok kullandığımız basit araç ve gereçlere bakalım. Örneğin evlerimizdeki televizyonları ve bunlara yansıyan görüntüleri bir düşünelim. Bunları nasıl izlemekteyiz dünyanın bir ucundaki canlı yayını aynı anda nasıl takip ediyoruz. Evimizin işine kadar giren bu görüntü ve insanlar nasıl oluyor da bu ekranda görünebiliyorlar. Televizyona bağlanan bu kablolar içinden geçip de gelmedikleri kesin. İnternet ise başka bir alem var mı bu iletişimin ne şekilde kurulabildiğine mantıklı bir cevap verebilecek olan. Örnekleri çoğaltmak mümkün ancak gördüğünüz gibi tüm bu olağanüstü olayları her gün kullanmakta ve kabullenmekteyiz. Demek ki insanlar hayatlarında varolan bir takım olayları akla mantığa uygun mu diye sorgulamadan kabullenmekteler. Söz konusu olan bir de Allah’ın peygamberlerine vermiş olduğu mucizeler olunca bunları kabul etmemek inkar etmek asıl akla ve mantığa uygun olmayan bir durumdur.

Ilgili Makaleler

Paylaş

Yazar Hakkında

admin

(0) Okuyucu Yorumları

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *